Akustik Gitar Kaydı

Akustik gitar kaydında doğru sesi yakalamak çoğu zaman zor ve zahmetli bir iştir. Her yerde duyacağınız ilk şey gitarın tellerinin yeni olması gerektiğidir ve yüzde yüz doğrudur. Eski telleri yenileriyle değiştirmekle yarattığınız farkı belki de başka hiç bir şeyle yaratamazsınız. Çoğu zaman tellerin kalınlığına müdahale etme şansınız olmasa da gitaristin rahatça çalabileceği en kalın teli seçmesini önerebilirsiniz. Gitarın hassas bir tuner ile akort edilmesi önemlidir ve alınan her kayıttan önce akort kontrol edilmelidir. Mümkünse kullanılan penayı daha ince bir tanesiyle değiştirip daha iyi sonuç verip vermediğine bakın.

Diğer enstrumanların çoğuna göre akustik gitarda, kaydın yapıldığı ortam daha önemlidir. Gitarın sesi ortamdan gelen seslerle rengini değiştirir. Küçük ev studyolarında kayıt yaparken yetersiz doğal reverb sık karşılaşılan bir sorundur. Ama yine de gitaristi odanın içinde konumlandırarak daha iyi sonuçlar almayı deneyebilirsiniz. Gitaristi konumlandırırken ortamdaki sert ve sesi yansıtan (kapı, parke vb.) yüzeyleri dikkate almak gerekir. Basitçe gitarı çalarak odanın içinde yürümek bile doğru noktayı bulmanıza yardım edebilir. Halı kaplı bir oda gibi çok sönük bir ortamdaysanız odaya sesi yansıtan sert yüzeyler koymak faydalı olabilir. Ayrıca gitaristin gömleğinin düğmeleri vb. giysisinde gitara değdiğinde ses çıkaran herhangi bir şey olmamasına dikkat edin.

Akustik gitarı mikrofonlarken gitarın gövdesi, telleri, ses deliği ve sapının farklı sesler ürettiğini bilmek gerekir. Bu seslerin nasıl dengeleneceği mikrofonlama için anahtar noktalardandır. Ses deliğine bakan bir mikrofon yakın ve sıcak sesler üretirken sapa bakan bir mikrofon kaydınıza ekstra parlaklık sağlayabilir. Üst frekanslardaki sınırlı cevaplarından ötürü akustik gitarla başa çıkabilecek dinamik mikrofon sayısı oldukça azdır. Üst frekanslar akustik gitar için hayati önemde olduklarından bu frekanslarda detaylı sonuçlar üreten bir condenser mikrofon seçmek en sağlıklısı olacaktır.

Titiz mühendisler daha detaylı tiz frekanslar için küçük diyaframlı kapasitif bir mikrofon ve transparan bir sound elde etmek için omni pattern seçmeye eğilimlidir. Ama bu bir veya iki geniş diyaframlı condenser mikrofonla büyük sorunlar yaşayacağınız anlamına gelmez. Üstelik omni pattern bir mikrofonla çalışmak için gerçekten iyi akustik ortamlar gerekir.

Hangi mikrofonu seçerseniz seçin onu koyduğunuz yer hayati önemdedir. Canlı performans sırasında ses deliğine çok yakın mikrofonlama yapmak diğer seslerden ayrımın sağlanabilmesi ve feedback'ten kaçınmak gerektiğinden doğaldır ama studyoda ses deliğine bakan yakın mikrofonlama pek kullanışlı değildir. Akustik gitarın gövdesinin rezonansı kayda alınmadığında doğal sonuçlar almak zordur. Ayrıca canlı performanslar sırasında bile ses deliğine bakan mikrofonlara çok miktarda eq uygulanır ki bu studyoda hep kaçınılan bir şeydir. Eğer gitarın çıplak sesi doğru ve güzel geliyorsa kayıt sırasında sese fazla müdahale etmeniz gerekmiyor olması lazım.

Eğer mikrofonu fazla yakın yerleştirirseniz mikrofonun baktığı bölümü gitarın diğer bölümlerinden daha fazla almış olursunuz. Gövdenin rezonansını yakalayamayabilir ve dengesiz bir sonuç alabilirsiniz. Diğer yandan fazla uzak yerleştirilmiş bir mikrofon odanın akustiği içinde boğulan bir sound oluşmasına neden olabilir. Uzak mikrofonlama, gain'i açarak seviyeler normalleştirildiğinde dip gürültüsüne de neden olabilir.

Tek mikrofon kullanıldığında gitardan 40 cm kadar uzağa ve gitarın sapıyla gövdesinin birleştiği yere bakan bir yerleşimle denemelere başlanabilir. Bu yerleşim direk ve yansıyan sesleri dengeli almak için uygundur. Ayrıca direk ses deliğine bakmadığı için akustik gitarın tüm bölümlerinden gelen sesleri kapsayan bir kayıt almayı mümkün kılar. Eğer rahatça hareket etmenize izin veren ve çevreden gelen sesleri azaltabilen bir kulaklığınız varsa mikrofonu elinize alıp pozisyonunu değiştirerek en iyi noktayı arayabilirsiniz. Bu yöntemle teorik bilginiz olmasa bile kulağınıza güvenerek doğru noktayı bulmak çok daha az zaman alacaktır. Akustik gitarla yapılan bu test yeni başlayanlar için mikrofon yerleşiminin ne kadar önemli olduğunun kavranması açısından da önemlidir. Genel bir kural olarak mikrofonu gitarın sapına doğru çevirmek daha parlak tonlar almanızı sağlarken, ses deliğine çevirmek daha sıcak ve dolu bir sound elde etmenizi sağlar. Mikrofonu gitardan ne kadar uzaklaştırırsanız odadaki yansımaları o kadar çok alırsınız. Tersine mikrofonu gitara yakınlaştırdıkça daha kuru bir kayıt alınır. Alternatif olarak yakın mikrofonlama ile çıkan sonuçtan hoşlananlar eğer ellerinde varsa omni patern bir mikrofonla denemeler yapabilirler.

Yukarda anlatılan temel mikrofon yerleşimleri bazen işe yaramayabilir. Gitaristin gitarını duyduğu noktadan yani omuzlarının üzerinden, başı hizasında ve gitarın önüne bakan pozisyonda denemeler de yapılabilir. Özellikle geniş gövdeli akustik gitarlarda, gitarın önünden yapılan kayıtlar çok bas bir sonuç veriyorsa bu denenebilir. Bu yerleşim, aynı zamanda ilk akla gelen pozisyonlar dışında da iyi sonuçlar alınabileceğini göstermesi açısından oldukça öğreticidir.

Akustik gitar kaydını bir tür sanat haline getiren, gitarın gövdesi, telleri, ses deliği ve sapından gelen farklı karakterdeki sesleri kayda dahil etmeyi ve dengeli bir sonuç almayı başarmaktır. Bu yüzden gitarın farklı bölümlerini birden fazla mikrofonla kaydetmeyi tercih edebilirsiniz. Daha sonra bu sesleri sanki eq kullanır gibi miksleyebilirsiniz. Ses deliğine bakan mikrofondan alınan sesi açtığınızda daha bas ve sapa bakan mikrofondan gelen sesi açtığınızda daha parlak bir sonuç alırsınız.

Birden fazla mikrofon kullanıldığında faz problemleriyle karşılaşmanız olasıdır. Özellikle birbirinden farklı uzaklıklarda yerleştirilen mikrofonlar faz problemlerine sebep olur. Tüm mikrofonları ses deliğine tam olarak aynı uzaklığa yerleştirmek sorunun çözülmesine yardımcı olabilir. Dijital ortamda, miks sırasında, sesleri milisaniye boyutlarında sağa sola kaydırarak seslerin fazlarını eşitlemek de mümkündür.

Bir çok akustik gitarın üzerinde piezo manyetikler bulunmaktadır. Bu yolla akustik gitarı DI box ile kaydetmek de mümkündür. Çoğu zaman aynı gitarın mikrofonla alınan kaydıyla karşılaştırıldığında DI box ile alınan sonuç hayal kırıklığıdır. Fakat mikrofon ve DI box ile alınan sesleri miks edip daha doğal tınlayan sonuçlar da alınabilir. Eğer bir DAW üzerinden kayıt yapıyorsanız ve yeterli sayıda kanalınız varsa DI box için ayrı bir kanal açmaktan zarar gelmez.

Akustik gitar kaydı için stereo mikrofonlama yöntemleri de denenebilir. Genellikle tercih edilen yöntem gitarın gövdesine ve sapının ortasına bakan iki mikrofon kullanmaktır. Alternatif olarak gitaristin omzunun üstünden bakan bir mikrofonla, sapın tam ortasına 20-30 cm mesafeden bakan bir mikrofon kullanılabilir. Bu yöntemin avantajı sapa bakan mikrofonla çok az bas cevabı alınması ve bu yüzden miksiniz mono dinlendiğinde bas frekanslarda faz problemi olma olasılığının düşük olmasıdır.

Son derece parlak ve aynı zamanda dolu tınlayan bir sound elde etmek için gitarın üst üç telini çıkarıp yerlerine alt üç telden takılabilir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için 'nashville tuning' isimli yazıya bakabilirsiniz.

Gitar ve mikrofonların ayarı için maksimum özeni gösterseniz bile akustik gitar sesinin hala bir takım işlemlerden geçmeye ihtiyacı vardır. Bu işlemleri kayıt sırasında minimumda tutmak miks sırasında size daha geniş bir alan bırakacaktır. Eq ayarlarını miks aşamasına bırakmak daha güvenli bir yoldur. Kayıt sırasında bir miktar kompresör kullanılabilir. 10 ms atack süresi, 300 ms civarında relase süresi, 1/2-1/4 ratio kullanılabilir. Miks sırasında zorlanmamak için threshold seviyesini, gitarın en yüksek olduğu anlarda bile 6 dB'den fazla gain reduction olmayacak şekilde ayarlamalısınız.

Miks sırasında eq ile bazı ayarlar yapılabilir. İlk olarak 80-100 Hz arasından başlayan bir shelving EQ ile baslardan kurtulmayı deneyebilirsiniz. Bunu yaptığınızda akustik gitarın diğer enstrumanlarla birlikte çok daha iyi duyulduğunu farkedeceksiniz. 100 Hz ile 250 Hz arasında boomy tabir edilen aşırı sesler olabilir. Bunları eq ile tarayıp bulduktan sonra kısabilirsiniz. Aldığınız kayda göre 12-16 kHz arasında geniş bir alanı bir kaç desibel açmak faydalı olabilir.

Küçük odalarda, yakın mikrofonlamayla veya DI box ile yapılan kayıtlarda bir miktar reverb eklemek gerekebilir. Tek mikrofonla yapılan kayıtlara stereo reverb ile genişlik kazandırılabilir. İlk yansımaların yoğunlukta olduğu ambience ayarları kullanmak akustik gitara canlılık katmak için özellikle etkilidir. Mikrofon+DI Box ile yapılan kayıtlarda bu iki ses sağa ve sola panlanacaksa bir miktar reverb, bu iki sesi birbirine yaklaştırıp daha doğal tınlamalarını sağlayabilir.

Genel bir kural olarak gitarın çıplak sesi ne kadar iyi tınlıyorsa kaydınız da o kadar iyi olacaktır. Mikrofon seçimi ve yerleşimi her zaman sonradan yapılan eq ayarlarından daha etkilidir. Kolay gelsin.



................................................................ Konuyla ilgili diğer yazılar:

- Cubase'de Reverb ve Delay kullanımı - Reverb ve delay miks için hayati araçlardır. Bu yazıda cubase ile birlikte gelen plug-in'lerden en iyi şekilde...

- Mikse başlarken - 20 öneri - Kayıtlar tamamlandı. Enstruman ve vokal kanalları karşınızda, sizin onları birleştirmenizi bekliyor...

- Reverb nedir? - Reverb kullanırken amaçlanan genellikle her gün duyduğumuz sesleri taklit etmek olduğundan...

-
Reverb parametreleri - En sık kullanılan reverb parametreleri: early reflection pattern, pre-delay time...

-
Faz problemleri - Faz iki veya daha fazla benzer sinyal arasındaki zamanlama ilişkisine...

-
EQ teknikleri - Bir enstrumanda bir nota vurulduğunda temel ve harmonik frekanslarda sesler oluşur...

-
EQ2 - Eq ile neler yapabileceğinizi araştırmaya başladığınızda...

-
EQ - Equalization ses sinyali içinde belli bir frekans aralığındaki kısmın gücünün artırılması veya...